Wednesday, March 2, 2011

Revisiting

Jin Young Yu


ne zaman yeniden olacağım ben....



yazmak, görüntülemek, inşa etmek
yapılandırmak, şekillendirmek gerçekliği
olduğu gibi kabul edemediğimden
olan hali hep hayal kırıklığı, hep melankoli
öğreniyor muyum yoksa değiştirmeyi
yalnız kendimi değil, değdiklerimi
kalsam da yaşamdan bir dakika geri
denemeli, üstüne gitmeli, malı-meli


dışarda görünür bir yaşam, şeffaf, saygıdeğer
içimde farklı bir dünya, özel, ulaşılmaz
görüntülerim yansıtsın hüznü, fırtınayı
yaşamdan çalınmış durgun anları
bizi yollara çağıran, gitmeye iten yalnızlığı
hep bulduğumuz, bulacağımız boşluğu, kozayı

çağlayan dalgalar, haykıran ağaç dalları
eflatun-beyaz danteller süslesin karanlığımı
ışık sızarsa içeri yalasın aşılmaz duvarlarımı
değsin, okşasın, sarsın, kapatsın yaralarımı
...
kullanıma açıyorum kendimi
benden doğru uzanılsın dışarı
benim ellerimle dokunulsun sevgiliye
gözlerimle gülünsün geleceğe
kalbim sonsuza atsın birleşmelerde
ellerim uzansın bitimsiz özlemlere
canım çekilsin sessizliklerde
ölüp gideyim aşklar can çekiştiğinde


bugün de öylesine bir gün
ama farklı olacak elbet bir gün
hep kaybedecek miyim sahiden
bana inanç enjekte eden mi var, yoksa
yine ben kendim miyim?
-

Stop Talking




içime baktım toz dolmuşum
kir pas olmuşum, toz dumanım


kitaplarım sararmış raflarda
buruşmuş sayfaları, kopmuş bazıları
yenilerde gezinmiştim oysa aralarında
yoktu o zaman bu küf karası
sevdiğim sayfaları karıştırmış
bunların hepsiyim demiştim
neler görmüş, atlatmışım
seçimler yapmış, acıyla dalaşmış
düşe kalmışım hep en derinde
kalkmış sonra, yol almışım
uzaklaştıkça yaşanandan
yaklaşmışım kendime
barışmışım, ya da öyle sandım


şimdi yine tozlu raflarım
değmek istemiyorum hiçbir şeye




Keep Talking 2





.. started crying, maybe we'll be together again, he said,
I said, that's good news, I guess, I hope you the best,
was still crying...

it hurts, so deep and so abstract, it hurts as if no one can heal,
like cancer, it grows without limits,
it bleeds when lovers happen to stitch

as if,

my eyes cannot see when the world starts dreaming,
my heart can only feel the ends, the closures, the hole, the dark deep,
what's empty stays empty, who brings the dead stays still,
my world then comes to play, blue until eternity







Saturday, January 29, 2011

Keep Talking 1





Cenneti beklerken...
..


neden bu kadar zor oldu, oluyor
neden o ilgi uzanmıyor, görünmüyor
nereye kadar değişmeli
ilgilenmediklerim bile dönüp giderken
ne diye eğilip bükülmeli
ne yönde esnemeli
..
olmayan kalıcı makyajım akıyor
ne yapayım, yapma(ya)yım
..
durma(ya)yım artık buralarda ben
boşuna incelme(ye)yim
hareket edeceğim diye çırpınma(ya)yım
hep daha güzele yönelme(ye)yim
daha iyi olma(ya)yım
öleyim en iyisi, ölme(ye)yim
yok olayım, olma(ya)yım
o gün gelene dek
bekliyim, bekleme(ye)yim
ama burada böyle kalma(ya)yım
..
ahhh, söylesene..
günlerden ne gün olacak geldiğinde
aylardan hangi ay, yıllardan hangi yıl
hangi denize açılacağız
adı ne olacak teknemizin
hangi güneş ısıtacak içimizi
hangi duraklar bekleyecek gelişimizi
dolunay seyredecek mi başaltı kamaradaki hallerimizi
iki lumboz arası salda saracak mı deniz bizi
dümenimiz yol tuttuğunda
rüzgarlardan hangi rüzgar dolduracak ana yelkenimizi
hangi meltem okşayacak tenimizi
..
gün gelip de başladığında seyrimiz
kim olacağız sahiden orada,
sona mı erecek bu sonsuz bekleyiş
bitecek mi bu dipsiz kaybediş
..
neden bu kadar zor oldu, oluyor
umut bir yanıyor çok sönüyor
parıltım ufalıyor
bir görünüyor çok kayboluyor
bu böyle olmuyor
..
..

Sunday, January 16, 2011

Prayer 2






Yeni yıla girerken...




duru bir yıl istiyorum
sade, ayakları yerde, olanaklı
çok olasılıklı yaşantılar, hayallerle beslenen
hayal kırıklıklarına nanik yapan
özgür, dolaysız, su gibi akıp giden

güçlü olmak, direncimi artırmak istiyorum
bedenim dönüşsün tanrıça heykellerine
ulaşılabilsin ama, sarmalansın sevgiyle
ifadem yensin görünmezlik endişesini
şeffaf kalan paylaştığım umutlar olsun
en duru sözcüklerde dile gelen

zihnimi açmak, yükleri boşaltmak istiyorum
yoğunlaştığım engelleri dağıtmak
bugüne, güncele, sırada(n) olana yer açmak
yeniyi görmek, yönelmek korkusuzca
bilerek güçlenmek, öğrenerek bakmak ileri
biriktirmek, yazmak, aşmak anları, tutmak

dinlemek, duymak, seslenmek istiyorum
müzikle, şiirle, görüntülerle
sahneler tasarlamak yaşamda, yaşanandan
hissetmek saf samimi olanı, takrarlanamaz anları
sabitlemek zihnime, süslemek, sunmak
her kime ulaşabilirse, dokunabilsin diye

fazlalıklardan kurtulmalıyım, boşa harcananlardan
bensiz yaşanan anlar, eksideki hesaplar
hakedilmeyen iyilik, güleryüz, hoş sohbet
hesapsız söz vermeler, ben varım demelerden
aslında yok olmak istiyorum, kendimi sakınmak
geri dönüşsüz uzanmalardan, ölü durmalardan

yaşama değmek istiyorum, ama yarım, ama oranlı
tam olmayıversin herşey, tamamlanmasın
olduğu kadarıyla karışayım hayata
benli olsun zaman, uzam, varsın
çağlamadan aksın sularım, sessiz, kapılsın akıntıya
gelene kadar, inebileceğim yalnızlık duraklarına
var mı şöyle biryer, olmadıkça, ölmedikçe
sonsuz durulukta

yalnızca nefes almalı
alıp vermeli
derin derin
aaal-veeer
aaal-veeer
mersi

Saturday, January 15, 2011

Road Time Series 1

Which one you'd choose?
.
This one:



Or, this one with the text?





please leave your comments:)







Sunday, January 9, 2011

Prayer 1



Giderken...



geri dönüşlerin filmi hiç yapılmadı
öncesinde aranan yokmuş, bulunamadı
kaybeden değil, bulan sen olmalısın

herşey yeniyken, yeniden şimdi
dantelsi yarınlar açsın gözlerimizi
girsin ışık içeri, durmasın su, aksın, taşsın
temizlesin yaralarımızı, yalasın, aşsın
boşaltsın yükleri, yer açsın
sevmeye, güzele
birlikte gülmeye
yere, göğe
bizli evrene


Thursday, January 6, 2011

Kendimle Yaşanan 1


Dünyayı olduğu haliyle deneyimlemek,
 gün ışığında yaşanan birliktelikler, gezgin oluş ve neşe temaları ile
hafifleyebiliyor ancak.
Gündelik yaşam,
farklı dünyaları, farklı perspektifleri bir arada var olmaya,
ilişkiye girmeye,
görünen gerçekliği inşa etmeye zorluyor.

Gün boyu kendimize uğramadan,
içimizi arayıp sormadan,
yaşayamadığımız aşkın farkına bile varmadan

 ulaşıyoruz günün sonuna. 
Dışarıda gün batımı sıcak kırmızıya dönse de
içimizde yansıyan sonlanış maviye bürünüyor.
Hüzün renkleri koyulaştırıyor.

İşte yine günün karanlık yarısı başlıyor: bir yalnız akşam daha…
İç dünyamın soğuk kaldırım taşlarında, kendimle bir başıma
 adım adım izliyorum yorgun kalabalığı
kendime dönüş yolunda.

Genelde kendi kendimle oyalanıyorum. 
Çok mu kapalıyım içime?
Oysa hep istiyorum birileri gelsin, yaşanana eşlik etsin diye.

Gözlerim dalıyor insansız bahçelere,

bazen de takılıyor günün son ışıklarıyla belirginleşen, dantelsi dalların sarmaşık hüzünlerine.
 Ama yakın, ama uzağa ayarlı hayallerimde
bembeyaz giyinmiş umutlar- ya da grimsi siyah kalmış özlemler.

Hep aynı istek derinlerde, alıp başımı gitsem mi uzaklara?
Kendimle uzaklara? 
Kendimden uzaklara?
Uzun olsun, kısa olsun, hedefler hep bahane.
Gerçek arzu yolda olmaya;
değişen, dönüşen, aynı kalmayan varoluşlara,
bir oluşlara.

Gece ilerlediğinde evimde,
hep aynı çözümsüzlük, aynı yalnızlıkta bir cümle var aklımda:
biraz daha uyanık kalabilsem.
Bugün de doğmadı o sonsuz olasılıklı, tutkulu yaşam,
biraz daha beklesem, bir şans daha verebilsem.

Ama kapanıyor gözlerim.

Kendimle rüya başladığım yer
ve bugüne dek gelip gelebildiğim son kare.